Mücadeleden Vazgeçmemek



ANADOLU HİZMET GURUBU

4 HAK DİNDE ÜMİTSİZLİĞE YER YOK

Ülkemin mevcut hali beni derinden endişelendiriyor. Basın, sağcı, solcu ya da başka gruplara ayrılmış durumda. Halkın doğrudan ve tarafsız bir şekilde haber alma şansı tamamen ellerinden alınmış. Doğruyu öğrenmek için tüm tarafların haber kanallarını baştan sona dinlemek gerekiyor. Devlette güçler ayrılığı yok olmuş, yerine siyasilerin kontrolündeki basın gücü gelmiş. Daha da kötüsü, hem iktidarda hem de muhalefette yer alanların, siyasi ve ticari temsiliyeti aynı anda yürüttüğünü düşündüren icraatlarını görüyorum.

Bu ortamda gerçekten çok dikkatli olmak, daha fazla çalışmak ve ülke çıkarlarını gözetmek için daha hassas olmak gerekiyor. Kamuoyunu bilgilendiren basın, siyasilerin taraftarı haline getirilmiş durumda. Siyasiler bunu doğru bulmayabilir, ancak biz halk olarak böyle görüyoruz. Çünkü basın, kamu adına çalışan yerlere, yetkililerin izni olmadan giremiyor. Sorular önceden yazılı olarak isteniyor ve yapılanlar yerine, yönetmelik ve kanun bilgileri üzerinden olması gerekenleri alabiliyoruz. Önceden basın müşavirlikleri, istediğimiz bürokrattan randevu alır ve görüşmelerimizi bir basın danışmanı eşliğinde yapardık. Sözde tasarruf yapılıyor. Her kurumun kendine ait dijital ve basılı haber yayını var.

Tüm bunlara rağmen, dini inancıma göre ümitsizliğe yer olmadığını düşünüyorum. Ümidimi kaybetmeden, heyecanımı yitirmeden ve hiçbir şeyden korkmadan işime her gün yeni bir heyecanla geliyorum. Dünkü fikirlerimi bugün geliştirerek yarına ümitle bakıyor, kendimi zinde hissediyorum. Doğru ile yanlışı test ederek, doğru bulduğum konular üzerinde çalışıyorum. Çoğu zaman çocuklarımla bu yüzden çatışıyorum. Onlara daha lüks bir hayat yaşatabilecekken, devletin ve sektörün çıkarı için çalışıyorum. Çünkü üretmeden bir ülkenin devamlılığı mümkün değildir.

Bugün ülke, farklı güçler tarafından farklı görüşlere ayrılmış durumda. Kimisi sağcı, kimisi solcu, kimisi milliyetçi, kimisi İslamcı kimliğiyle hareket ediyor. Ancak bu gruplar, savundukları değerlerin içini boşaltmış durumda. Sayın Cumhurbaşkanını dinlediğimde umutlu ve mutlu oluyorum, ancak uygulamaları görünce endişeleniyorum.

Ülkenin sosyal düşünce değerleri, dini inançları, milliyetçilik ve milli mücadele duyguları, siyasi ve ticari yatırımcılar ile onların taşeronları tarafından sadece birer görünüşten ibaret hale getirilmiş durumda. Müslüman yalan söylemez, haram yemez, hırsızlık yapmaz; ancak bugün bu kimlik altında hareket eden birçok kişi, bu değerleri ihlal ediyor. Sosyal düşünce ile ülkenin daha iyi yönetileceğine inanan ve bunu savunanlara bakıyorum; çalışanın, emeklinin, ekonomik durumu iyi olmayanların haklarını savunuyor gibi görünüyorlar. Ancak bu kişilerin çoğunun gelir seviyesi yüksek bürokratlar ve iş adamları olduğunu görüyorum. Yani ülkeyi yönetme tezleriyle yaşantıları birbirine uymayanlar halkı kandırmaya çalışıyor. Daha önce Ankara büyükşehirde çalışanlar, bugünkü siyasi belediyede görev yapanlara rastlıyorum, oradan da kendine bir yer bulmuş, bugün iktidarda da aynı metot geçerli.

Yabancı ticari ve dini misyonerler, Türkiye’de temsilciler tutmuş durumda. Bu durumu dile getirdiğimde ise hiçbir şey değişmiyor. Ülkenin bu hali, hem vatanımın hem de kendi geleceğim adına beni endişelendiriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen mücadeleden vazgeçmiyorum. Çünkü inanıyorum ki doğru fikirler, kararlılıkla desteklenirse ülkemiz için çok daha iyi bir gelecek inşa edilebilir.

Halkımız, siyasi ve ticari yatırımcılara karşı uyanık olmalı. Her vatandaş bir sivil toplum kuruluşuna üye olmalı, aidat ödemeli ve haklarını bu sivil toplum örgütü aracılığıyla aramalı. Aynı zamanda bu örgütlere hesap sorma hakkına da sahip olmalıdır. Böylece kamu adına çalışanların vakitlerini daha verimli kullanmalarına katkıda bulunmuş olacağız.

Sayın vatandaşlar, yakında Anadolu Hizmet Grubu adlı bir oluşum kuracağız. Buraya üye olun, hak ve menfaatlerinizi, fikir ve düşüncelerinizi buradan duyuralım. Ülke çıkarlarını ve üyelerimizin haklarını bu platform üzerinden savunalım. Zengin-fakir, işveren-çalışan ayrımı yapmadan, sağ-sol kavramlarını aklımıza dahi getirmeden, memleketin çıkarlarını ve halkın refah içinde nasıl yaşayacağını düşünebilen herkesi bu oluşuma davet ediyorum.

Sağlıklı günler dilerim…